8 Mayıs 2011 Pazar

Güzel Bir Günün Ardından

Mayıs ayının ikinci pazarı olarak her zaman bize öğretilen bugünde bende çoğu insan gibi annemle birlikteydim.Tabi anneler gününü unutan ben anneme hediye almayı unutunca,ona kendi deyimiyle hediyelerin en büyüğünü verdim sözlerimle.İyi ki benim annemsin,iyi ki varsın dedim ona.Biz annemle çok sık kavga ederiz.Bazen bir günde beş altıyı bulur.Ama kavga anından bir dakika sonra hiç kavga etmemişiz gibi oturur konuşuruz.Annem ve ben arkadaş gibiyizdir.Çıkalım bu güzel günü güzel şekilde geçirelim dedik ve Alsancak'a indik.Kordon da kahvaltımızı yaptık.

Tabi İzmir'in güven olmayan havasında bir üşüyüp bir terledikten sonra alışveriş faslımız başladı.Bu alışveriş çoğunlukla bana yaramış olsa da("Anne yaa bak ben İstanbul'a gidiyorum eski kıyafetlerle mi gideyimmm.Millet yeni kıyafetleri doldurup geliyor bende öyle bakayım mı" duygu sömürüleri karşılığında) alışveriş sonunda Kordon da beraber kahvelerimizi içerken ikimizde keyifliydik.Anneler gününü beraber eğlenerek,istediğimiz şeyleri yaparak geçirmiştik.

Kahveleri içerken arka masamızda oturan bomba beni benden aldı.Tanrım!.Bir insan böyle tatlı mı olur.Ayrıca şu yeni moda gözlüklerden takmış.Annem bana bir şeyler söylüyor ama duymuyorum.Yani dinlemek mümkün değil.Böyle arada bakıyor ben hemen bakışlarımı çeviriyorum falan nasıl içim eriyor ama.O sırada annemin bir arkadaşı geldi.Sohbet falan ederken arkadaki mükemmelliği gösterdim.Ve o çocuğa Clark Kent benzetmesini yaparak beni gülme krizine soktu.Artık nasıl bir şekle girdiysem anda çocuğun bana bir  bakışını yakaladım ama o bakışı göreceğime o an beni tsunami alıp götürse daha iyi olurdu.Hayatım boyunca kendimi öyle iğrenç hissetmedim yani.O bakıştan sonra ben kendimi toparladım falan ama ne fark eder.Olan olmuş biten bitmiş.Çocuk bir daha dönüp bakmadı.
Ve ben güzel bir günün ardından başlamadan biten ilişkimin,ve adını öğrenemediğim mükemmelliğin  yasını tutarak eve döndüm..

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Geri Dönüş

Hayatımın altı ayını çalan öküzü nihayet unuttuktan sonra eski halime dönebildim.Eskisi gibi güler,hareket eder oldum.Şimdi önümden çıksa ne yaparım diye düşünmüyorum artık.
Altı aylık aşığım ben,köpek gibi seviyorum olaylarından sonra özüme dönünce yaptığım ilk şey aldığım o salak kıyafetlerin hepsini atıp eskisi gibi rahat kıyafetler aldım kendime.Kısacası özüme döndüm sonunda.
Geçen gün böyle üzerimde ki tüm stresi atmış gezerken yün satan bir dükkanın önünden geçtik arkadaşlarla ve gözüme vitrindeki o mükemmel mavi yün çarptı.Aşık oldum ama öyle böyle değil.Girdim dükkana.Benim arkadaşlar şaşırdı tabi çünkü normal hayatta ben ayakkabımın tekini bile beş dakikada bağlarım.Aldım o mavi yünden iki tane iki tanede şiş aldım.Atkı örmeye karar verdim.Bir iki ay kadar geç kalmış olsam da kararlıyım.Eve geldim internetten atkı modellerine baktım,başlattım babaanneme.Biraz ördükten sonra bana verdi.Ben bir gayretle örmeye başladım ama kendimden geçmişim.Ta ki "Allah'ın beceriksizi" diye cırtlak bir sesi duyana kadar.Ben ilmikleri kaçıra kaçıra o atkının ortasında kara delik açmışım resmen.Üç parmağım giriyor o derece.Bende sinirlendim tabi ipi koparayım derken ip elimi kesti.Ben daha da sinirlendim ve gittim odadan makası aldım.Atomlarına ayırdım o yünü.Tabi sonra babaannemin bir bakışını gördüm ki içime böyle sıkıntı çöktü.Bakışlarında resmen nasıl bu hale getirdiysen öyle burayı temizleyeceksin bakışı var ki sıkıyosa yapma.O sinirle bir de elektirik süpürgesi açtım ama yünleri almıyo o salak süpürge.Onları elimle topladım bir de.Bundan sonrada elime şiş,yün almamaya tövbeliyim.Atkı öreyim derken işkence çektirdim resmen kendime.